Ana Sayfa | Etkinlikler | İletişim
27 Ağustos 2008 Çarşamba
ECZACI ODASI
Ana Sayfa
Üye Bilgileri
Hakkımızda
Projeler
Etkinlikler
Yönetim Kurulu
Haysiyet Divanı
Denetleme Kurulu
Genel Kurul Deleg.
Komisyonlar
İletişim
DUYURU ARŞİVİ
Tüm Duyurular
Odamız Haberleri
TEB Duyuruları
Bağkur
SSK
Emekli Sandığı
Yeşil Kart
TSK
BİLGİNİZE
Eczacı Rehberi
Mevzuat
Dosyalar
Linkler
REÇETE PROVİZYON
Emekli Sandığı
Bağkur
SSK
TEB Provizyon
İş Bankası
Vakıfbank
İSPENÇİYAR
İSPENÇİYAR OCAK 2006 SAYI 1

Ecz. Mustafa HÜDAYİOĞLU
Artık bizim de bir yayınımız var. Yıllardır hep düşünülen ancak bir türlü bir araya gelinerek yapılamayan, böyle bir bültenin hayata geçmesini sağlayan yayın kurulu arkadaşlara teşekkürle başlamak istiyorum. Henüz oda seçimlerinden yeni çıktık; büyük bir şevkle çalışmalara başladık. Bize bu şevki veren ve böyle bir ivme kazandıran en büyük etken; kabul etmeliyim ki; beş dönemdir yalnız başımıza girdiğimiz oda seçimlerine, bu dönem iki liste halinde girip, kongre yapmamızdır. Allah' a şükürler olsun ki; seçim öncesinde de defalarca söylediğim gibi, biz eczacılar olarak; herkesten, her kurumdan farklılığımızı gösterip seçime el ele girip, yine aynı şekilde, bütünlüğümüz bozulmadan kol kola çıktık. Şimdi çalışma zamanıdır. Bizim önceliklerimiz, eczacılarımızın öncelikleridir. En önemlisi de geri ödeme sistemlerinin düzgün çalışmasını sağlamaktır. Bu konuda oda yönetimi olarak elimizden gelen her şeyi yapmaktayız. Bu sistemde aksayan ve eczacımızı zor duruma düşüren en önemli iki çarkın biri Yeşil kart diğeri SSK. Eczanelerimiz için, uzun bir süredir sıkıntı yaratan yeşil kart ödemelerinin düzene girmesi için bir çok girişimde bulunduk. Beşinci aydan bu yana; ödenmeyen faturalarımız için, Sağlık Müdürlüğü ile defalarca görüştük. Öncelikle sağlık ocaklarında yapılan reçete kontrollerini hızlandırdık ve daha düzenli hale getirdik. Ardından sağlık müdürlüğü personelinden 4 kişilik bir ekiple; odamız eczacılarından dört arkadaşımız faturalara hızla provizyon aldılar. Sağlık Müdürlüğü tahakkuk servisindeki evrak birikmesini serviste çalışan memur arkadaşların mesai dışında da çalışmalarını sağlayarak önledik. Böylelikle; evrakları hızla muhasebe müdürlüğüne gönderdik. Muhasebe müdürlüğünde reçete küpürlerinin daha hızlı çizilmesi ve memurlara yardımcı olmalarını sağlamak için odamız elemanlarını görevlendirdik. Bundan sonra da; eczacılarımızın yeşil kart geri ödemelerinde, aksaklık yaşamaması için var gücümüzle çalışacağız.
Bu sistemin aksayan önemli bir diğer çarkı da SSK. SSK ile ilgili bir çok sorun yaşadık. Fakat zaman içinde epey mesafe katettik. Görüşmelerimizde; SSK eczacıları, geriye dönük yüzde onlarımızın birinci ay sonunda ödeneceğini ve bizlerle odamızda bir araya gelerek sorunların çözümlerini kolaylaştıracaklarını söylediler. İnanıyorum ki çok yakında daha iyi bir SSK ile karşılaşacağız.
Yılbaşından sonra odamızdaki aylık genel toplantılarımıza tekrar başlayarak sorunlarımızı tartışacağız. Ecza kooperatifleri yöneticileriyle görüşmelerimize devam ederek; en kısa zamanda kooperatiflerin bölgemizde çalışmaya başlamasını sağlayacağız.Bu vesile ile hepinizin yeni yılını kutlar bültenimizin hayırlı olmasını dilerim.

Yayın Kurulu
Merhaba; Uzun zamandır eksikliğini hissettiğimiz bültenimizi sizlerle paylaşmaktan dolayı mutluyuz. Bültenimizi sizlere en iyi şekilde sunmak için elimizden geleni yaptık. Her şeyden önce mesleğimizin güzelliklerini, sorunlarını, kendimizi yani eczacıyı ifade edebileceğimiz bir yayınımız var artık; İSPENÇİYAR. Bunun sadece bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz. Biz zor olan ilk adımı attık. Bundan sonraki sayılarımızda sizlerin de desteğiyle daha geniş yayınları hedefliyoruz.
Biz İSPENÇİYAR' ı hazırlarken çok keyif aldık, umarız aynı keyfi siz de okurken alırsınız...

14. BÖLGE KAHRAMANMARAŞ ECZACILAR ODASI SOSYAL TESİS BİNASI YAPIMI İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLADI
Milli Emlak Müdürlüğünden alınan arsa yeri; belediyemiz tarafından tadilat yapılarak inşaata uygun hale getirildi. Yapılacak olan sosyal tesisin dokümanları projelendirmek üzere T.E.B. Mimarı Mimar Uğur İNANÇ' a teslim edildi. 2.700 m büyüklüğündeki arsanın 700 m2' si inşaat alanı olarak kullanılabilecektir. Büyük bir bölümü toplantı salonu ve sosyal kullanım alanı olarak düşünülen binamızda küçük bir misafirhane de bulunacaktır. Ulus Apt.' da bulunan odamızda Eczacılarımıza büro hizmeti verilmeye devam edilecektir.
Şu anda Türkiye' de sadece bir kaçı dışında hiçbir eczacı odasında bulunmayan sosyal tesis inşaası ile meslektaşlarımız arasındaki mevcut dayanışmanın daha da artacağı gibi; toplum nazarındaki itibarımızın hak ettiğimiz şekilde çok daha iyi yerlere geleceğine inanmaktayız. Yapımı planlanan tesisimizi en kısa sürede hizmet verilebilir hale getirilmesi için meslektaşlarımızın da manevi destekleriyle, bütün gayretlerimizle çalışmalarla devam etmekteyiz. Tüm meslektaşlarımıza hayırlı ve uğurlu olması dileğiyle..
K.Maraş Eczacı Odası Yönetim Kurulu

KLİNİK ECZACILIK NEDİR ?
Klinik Eczacılık, eczacının tüm eczacılık bilgilerini hasta yararına kullanması anlamına gelen bir halk sağlığı birimidir. "Klinik Eczacılık" içerisindeki klinik kelimesi "hasta odaklı" anlamına gelmektedir. Klinik eczacılık ilk defa 1930' lu yıllarda A.B.D.' de mevz-u bahis olmuş ve 1960' lı yıllarda lisans eğitimine başlanmıştır. Daha sonraki yıllarda İngiltere' de ve diğer belli başlı ülkelerde de Klinik Eczacılık lisans ve yüksek lisans eğitimine başlanmıştır. Ülkemizde de 1991 yılında M.Ü.Eczacılık Fakültesinde açılan klinik forması yüksek lisans programı ile ülkemizde de Klinik Eczacılık eğitimine başlanmıştır. İlerleyen zamanla birlikte A.Ü.Eczacılık Fakültesinde Klinik Eczacılık yüksek lisans programı ve H.Ü.Eczacılık Fakültesi' ndeki 4. Sınıf programında yer alan Klinik Eczacılık dersi, Klinik Eczacılığın ülkemizde de yayılmaya başladığının bir göstergesidir. Özellikle A.B.D.' deki eczacılık otoriteleri, eczacının hasta tedavisinde daha etkin bir rol alması gerektiği görüşünden yola çıkarak, eczacılık mesleğine yeni sorumluluklar kazandıran "Klinik Eczacılık" kavramı ortaya atmışlardır. Sonraki tarihlerde başka ülkeler tarafından da benimsenen Klinik Eczacılık uygulamalarıyla eczacılara daha fazla iş imkanı sunulmuş ve meslek hak ettiği saygınlığı kazanmaya başlamıştır.
Klinik Eczacı Kimdir ?
Klinik Eczacı, hasta odaklı bir eğitim almış, uzun süreli klinik stajı yapmış ve Klinik Eczacılık prensiplerine uygun olarak hastasına karşı sorumluluk alan eczacıdır.
Prof. Dr. Fikret Vehbi İZZETTİN

KLİNİK ECZACININ GÖREVLERİ
1- Hasta profili oluşturmak,
2- Hasta eğitimi
3- İlaç danışmanlığı
4- Klinik farmakokinetik
5- İlacın izlenmesi
6- Parenteral çözeltilerin hazırlanması
7- Tek dozlu ilaç dağıtım sistemi
8- İlaç etkileşimlerinin önlenmesi
9- İlk yardım
10- Uzmanlık alanları (Pediatrik, Klinik Eczacılık, Klinik Toksikoloji, Onkolojik Eczacılık, Radyofarmasi v.s.)

KLİNİK ECZACILIK EĞİTİMİ
Klinik Eczacılığın doğuş yeri olarak kabul edilen A.B.D.' lerinde Klinik Eczacılığın eğitim süresi 6 yıldır. Bunun ilk 2 yılını fakülte öncesi temel eğitim oluşturmaktadır. Bu 2 yıldan sonraki dört yıl içerisinde ki Klinik Eczacılığın tüm gerekliliklerini yerine getirebilecekleri bir eğitim verilmektedir. Bu eğitim sisteminde göze çarpan önemli unsurlardan biri laboratuar saatlerinin oldukça az olması ve bunlardan boşalan saatlerin eczane ve hastane uygulamaları ile doldurulmuş olmasıdır. İlaç kimyasının bile vaka örnekleri üzerinden anlatıldığı bir eğitim modelinde öğrenciler yoğun bir biomedikal eğitim alarak ve yaklaşık 9 ay gibi bir süre (son sınıf rotasyonları) klinik staj yaparak Klinik Eczacı olarak mezun olmaktadırlar.

Ülkemizde ise gerçek anlamda bir klinik eczacılık eğitimi ancak lisans üstü düzeyde verilmektedir. Verilen teorik derslerin yanı sıra öğrencilerin iki yarı yıl boyunca hastanenin dahiliye, pediatri, genel cerrahi ve eczane gibi farklı bölümlerinde staj yapma imkânlarının olması, bu konudaki açıklarının kapanmasına yardımcı olmaktadır. Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi' nin 3. Sınıf öğrencileri için bu yıl uygulamaya koyduğu yeni eğitim modelinde öğrenciler, aldıkları teorik klinik eczacılık dersiyle birlikte haftada bir saat hastane servislerinde gözlem yapabilme fırsatına sahip olmuşlardır.

KLİNİK ECZACILIK UYGULAMALARINA BİR KAÇ ÖRNEK;
* İlaç yan etkilerini gözlemek, minimuma indirmek ve rapor etmek
* İnhale kortikosteroitlerin ağızda pamukcuğa yola açması
* İzoniazid grubunun B6 vitamin eksikliğine yol açması
* Nefrotoksisite, ateş, titremeye yol açması
* Hamilelik süresince dietilstilbestrol kullanan kadınların kızlarında
vajinal adenokarsinoma gelişmesi
*12 yaş altı çocuklarda viral enfeksiyonların tedavisi sırasında
aspirin ve salisilatların kullanımının Reye sendromu gelişme riskini
artırması
*Tetrasiklinlerin; özellikle minosiklinin, erişkinlerde ağızda
pigmentasyon gelişimine yol açması.
* Opioidlerin sıklıkla bulantı ve kusmaya neden olması.
* Verapamil gibi ilaçların konstipasyona yol açması.
* 12 gr.' dan fazla parasetamol alan her hastada şiddetli karaciğer hasarı oluşma riski.
* Amiodaronun steatohepatit siroza neden olması.
*Oral kontraseptiflerin ve sitotoksik ajanlerin Buddchiari sendromuna yol açması.

* AİDS tedavisinde kullanılan indinavirin hastaların yaklaşık % 4'
ünde böbrek taşı oluşturup böbrek yetmezliği ve üriner kanal
obstruksiyonuna neden olması.
* İlaç-hastalık etkileşmelerini gözlemlemek, önlemek ve minimuma
indirmek
* Astım ve Beta blokörlerin etkileşmesi
* Astim ve Aspirin etkileşmesi
* Karaciğer bozukluğu ve varfarin etkileşmesi
* İlaç-yiyecek etkileşimlerini önlemek veya minimuma indirmek
* Greyfurt suyu ile siklosporin etkileşmesi
* Süt ve süt ürünleri ile florokinolonların etkileşmesi

ECZACI ASLAN İSPİR KİMDİR?
Kahramanmaraş eczacılarının duayenlerinden Ecz. Aslan İSPİR ile 1955'den bu yana halkımıza hizmet verdiği Yeni Eczane' de röportaj yaptık...
1931'de K.Maraş' ın Kuyucak mahallesinde doğdum.44 yaşında bir babanın,14 yaşında bir ananın oğluyum. Oldukça fakir bir aileydik. Dedem ve dedemin dayısı da eczacıymış. Dedem Kayseri' nin Develi ilçesinde eczacılık yapıyordu. Dört yaşındayken teyzemler beni dedemle nenemin yanına götürdüler. Oyun çocuğu yaşındayken eczanede çalışmaya başladım. Eskiden kaymakamlıklar ,ilçelerine eczane açılması için eczacılara sermaye verirlerdi. Dedeme de Çankırı' nın Çerkali ilçesine eczane açması için 15.000 TL sermaye verdiler. Fakat dedem rahmetli orada kendine kötü arkadaşlıklar edindi, içki içmeye , parasını savurmaya başladı. Çerkali'ler samimi insanlardır,dedemi bu durumdan kurtarmak için ona memleketine dönmesini söylediler .Biz de tekrar Maraş' a geldik. Ben o zamanlar orta okul son sınıf öğrencisiydim,anamı görmeye haftada bir gün giderdim. Orta okul bitince, o zamanlar K.Maraş' ta lise olmadığı için, beni dışarıda okutmak istediler. Eczacılık Fakültesi sadece İstanbul'daydı.Nasıl olsa İstanbul'a gideceğim için liseyi de İstanbul'da okumam uygun görüldü. Haydar Paşa Lisesi' ne kaydım yapıldı. Orada Mehmet Taşkesen ve serbest muhasebeci Raşit Özdöşemeci hemşerilerim bana sahip çıktılar. O zamanlar öğrenciler liseyi bitirirken olgunluk sınavına tabi olurlardı. Sorular; Fizik, Kimya, Matematik ve Tarih ağırlıklı oluyordu,Bakanlık tarafından hazırlanırdı,yazılı yoklama şeklinde yapılır ve cevaplandırılırdı. Pekiyi almak zordu, ben tesadüfen pekiyi aldım. İstanbul Tıp Fakültesi Eczacılık Yüksek Okulu her dönem toplam 80-100 civarında öğrenci alırdı, ben pekiyi ile 62. olarak okula girdim.

O ZAMANKİ ECZACILIK EĞİTİMİ NASILDI?
Derslerin bir kısmı Cerrahpaşa Tıp,bir kısmı da Botanik, bir kısmı da Eczacılıkta işlenirdi.Turhan Baytop asistanımızdı ve Hayriye Ama farmasotik kimya hocamızdı.

BİZE BİR KAÇ ANEKDOT ANLATABİLİR MİSİNİZ?
Okulda iptidai komprime makineleri vardı, tablet yapmak için altından vida ayarı yapılırdı. Föy'de yazar; mesela 0,50 gramlık tablet yapacaksanız, vida ayarı yapar öyle basarsınız ama o hiçbir zaman 0,50 gram olmaz. Bende tam olsun diye etken maddeyi terazide tarttım, makinenin içine doldurdum. Asistanımız Matmazel Lily yaptığımı gördü ve bana öyle olmayacağını söyledi. Beni Alman hocamız Bioncam 'a şikayet etti, ben de hocaya anlattım, bana ''bravo'' dedi ve 20 numara verdi, o zaman en yüksek numaraydı. Birgün de balonda eter uçuruyorduk, nasıl olduysa balon alev aldı ve eterli numune fışkırarak genç bir kızın yüzünü yaktı. Bunun üzerine beni okul mahkemesine verdiler. Ben de eterin ocağın içinde uçurulması gerektiğini ve okulumuzda ocağın bulunmadığını söyledim, beni affettiler. Sadece bir sömestre ceza aldım.

YENİ ECZANEYİ NE ZAMAN AÇTINIZ ?
Memleketimize döndüm .Dedemin eczanesi borçluydu ,haciz edilecekti . 1951 yılında PTT'nin arkasında bulunan çay ocağını yakmak için bomba koymuşlar, eczane de kireçsiz sokakla birlikte yanmış. Haciz olmasın diye eczaneyi ben devir aldım, dedem de Mersin' e bir eczanede mesul müdürlük yapmaya gitti. Eczanede sadece 7000 TL'lik ilaç vardı.

SİZİN GELMENİZLE K.MARAŞ'TA ECZAHANE' DEN ECZANE' YE GEÇİŞ OLDU DİYEBİLİR MİYİZ?
Yalnız ben değil; Ecz. Mustafa Köker, Ecz.Selehattin Karaçam ve eşi, Ecz. Halit Evliya ve eşi Şenda Evliya hanımefendileri de eczacılık hizmeti verdiler.

HALKIN SİZE OLAN BÜYÜK GÜVENİNİN SIRRI SİZCE NEDİR? BİZE AÇIKLAYABİLİR MİSİNİZ?
Daima dürüst ve daima hastadan yana oldum. Ama hatalarımız da vardır muhakkak…

ECZANENİZDE FORMÜLLERİ SİZE AİT OLAN VE HALKIN ÇOK MEMNUN OLDUĞU PREPERATLARINIZ VAR,HİÇ PATENT ALMAYI DÜŞÜNMEDİNİZ Mİ?

Patent alsaydım fiyatları çok pahalanırdı. Londra' da lokantası olan bir hemşehrimiz, bir İngiliz bürokratla komşuymuş. İngiliz ailenin çocuğunda geçmeyen bir pişik varmış, onlara bizim eczanemizden aldıkları pişik kremini vermişler, kullanınca geçmiş. Bunun üzerine İngiliz Bürokrat kremi tahlile göndermiş. Yalnızca "zararlı bir madde yoktur" diye bir yazı alabilmişler. Biliyorsunuz C Vitamin tayinini bir yirmi senede yaptılar.

ECZACILIK MESLEĞİ İLE İLGİLİ KAYGILARINIZ NELERDİR?
Tamamen majistral ilaçlar yapıyorduk, şimdi o reçeteleri ne yazan ne de alan kaldı. Eczacılık budanıyor. Karlı mamullerimiz elimizden alındı; mamalar, veteriner ilaçları;zirai ilaçlar ve terkipler yok oldu.

SAĞLIK PROBLEMLERİNİZ OLMASINA RAĞMEN; YILLARDIR YAPTIĞINIZ GİBİ HALKIMIZA BÜYÜK BİR DANIŞMANLIK HİZMETİ VERİYORSUNUZ.
İnsanları ve onlara hizmet etmeyi seviyorum.

                                                                      Röportaj: Ecz. Ayşe DEDEOĞLU YAZICIOĞLU

MEYAN KÖKÜ
Günümüzde de artan ilaç tüketimine karşılık; Fitoterapi yöntemleri alternatif ve destekleyici tedavinin vazgeçilmez unsuru olmuştur. Halkın en yakın sağlık danışmanı olan biz eczacılara; toplumun bilinçlendirilmesinde büyük görevler düşmektedir. Her sayımızda farklı bir bitkiye yer vereceğimiz Fitoterapi köşemizin ilk konuğu; şehrimizde de tüketimi fazla olan Meyan Kökü..

Haziran-Temmuz ayları arasında sarı-mavi veya kahverengi çiçekler açan 0,4-2 mt. yüksekliğinde çok yıllık çalımsı bitkilerdir. Meyveleri düz ve salgı tüylüdür. Yaprakları parçalı, 4-7 çiftlidir. Türkiye' de 6 türü yetişmektedir.
Türkiye' de daha çok Güney, Orta ve Doğu Anadolu'da yaygınlık göstermektedir. Bir kısmının kökleri tatlı, bir kısmınınki ise acıdır.

Anadolu' da 2 varyetesi bulunur. Bu türün çiçekleri mor ve tüysü yapraklıdır. Meyvelerin üzeri çıplaktır veya tüylüdür. Bazı yerlerde piyan olarak da bilinir.

Bitkinin kökleri, meyan kökü olarak tanınmakta ve kullanılmaktadır. Köklerin kabuğu soyulduktan sonra veya soyulmadan güneşte kurutularak piyasaya sürülür. Bileşiminde nişasta, zamk, şekerler, rezin, glisirrizin vardır. Glisirrizin şekerden daha tatlı bir bileşiktir. Köklerdeki miktarı bölgeden bölgeye değişir ve köklerin de etkili maddesidir. Kökler; göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü, idrar çoğaltıcı(söktürücü) ve tad düzenleyici özelliğe sahiptir.
Eczacılıkta toz halinde, hapların hazırlanmasında şekil vermede kullanılır. Kola adı altında hazırlanan içeceklerin terkibine de girer.
Taze veya kuru köklerin kaynar su ile muamelesi ve sonra alçak basınçta yoğunlaştırmak suretiyle meyan balı elde edilir.
Ticarette toz veya kalıplar halinde bulunur. Parlak, siyah renkli, tatlı lezzetlidir. Suda kolaylıkla erir.
Meyan balı ayrıca yara iyi edici özelliğinin yanı sıra mide hastalıklarında da (özellikle gastritte) etkilidir.

Alman virologlar, meyan kökünün içindeki bir maddenin, akut solunum yetmezliği sendromuna (SARS) karşı kullanılan maddelerden daha etkili olduğunu bildirdiler.
The Lancet dergisinde yayınlana habere göre, Frankfurt Üniversitesi' nin kliniğinde görevli virologlar, meyan kökünden elde edilen ve HIV (AIDS virüsü) ve Hepatit-C virüsüne karşı başarıyla kullanılan "glcycrhizin" maddesinin lâboratuar ortamında SARS virüsünün çoğalmasını engellediğini açıkladılar.
Prof. Prakash Chandra, SARS' a karşı kullanılan ribavirin maddesinin toksik etkisine dikkat çekerek, glcycrhizin maddesinin yüksek konsantrasyona rağmen yan etkisinin çok az olduğunu, uzun dönem araştırmaların yapıldığını, ucuz olduğunu ve zehirli olmadığını söyledi.
                                                                  Hazırlayan : Ecz. Arzu ARIK TANIR


ECZACILARIMIZA SORDUK
1- Bağ-kur, emekli sandığı ve SSK' nın provizyon sistemlerinin bazı ilaçları eşdeğer göstermediği halde, ilacı düşük fiyattan ödemesi ve eczacıyla hastanın karşı karşıya kalması. ARZU ARIK TANIR.

2- Genç eczacıların staj yapacak eczane bulmakta zorlanması. YASEMİN SAĞOCAK.

3- Resmi kurumlardaki prosedürlerin çok çabuk değişmesi ve bunu hastaya anlatmakta eczacının zorluk çekmesi. AYŞEGÜL ARPASATAN.

4- Kurumlarda çıkan fiyat farklarının hastaya anlatmakta zorluk çekilmesi. MESUT ASLANTÜRK.

5- Kâr haddinin düşük olması, fatura geri ödemelerinin gecikmesi, ilaç fiyatlarının indirimi ve KDV indirimi gibi olumsuzluklarla bu kararların neticesi olarak yine sermayenin iyice düşürülmesi, ayrıca hızlı değişen prosedürler, bürokrasi nedeniyle yaşadığımız olumsuzluklar mesleğimizi çekilmez hale getiriyor. İSMET ARIKAN.

6- Yeşil kart ödemelerinin gecikmesi, SSK kesintileri, kurum içerisinde ilaçların fiyatınlarında oluşan farklılıklar. AYŞE DEDEOĞLU YAZICIOĞLU

7- Eczane nöbetlerinde özellikle hafta sonu nöbetlerinde kurumların provizyon sistemlerinin çalışmaması. HATİCE BOLAT.

8- Resmi kurumların her birinin farklı protokol uygulaması. YASEMİN SAĞOCAK.

9- Milli Eğitim faturalarının ayrı ayrı kesilmesine çözüm bulunamaması ve maliyedeki ödemelerin düzensizliği. SİBEL BALIK.

10- Doktorların reçeteleri hatalı yazması ve tekrar paraf etmeye göndermek zorunda kalınması. NADİRE AKGÖNEN.

11- S.S.K.' da yapılan kesintilerin net olmaması ve yeşil kart ödemelerinin sorunlu olması. MEHMET HAMZAOĞLU.

ÇİÇEĞİ BURNUNDA ECZACILARIMIZ
23 Ekim 1977 Antakya'da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Antakya'da tamamladım. 1994 yılında Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi' ne girdim. 1999 yılında eczacılık fakültesinden mezun oldum. 1 yıl Ege Eczanesinde mesul müdürlük yaptım ve 1,5 yıl kamu eczacısı olarak görev yaptım. Şu anda ekim ayında açtığım Doğa Eczanesinde hizmet vermekteyim. Ecz. Ayben TEKEREK.

DOĞA ECZANESİ Hayrullah Mah. No:12/C KAHRAMANMARAŞ

1978 yılında Eskişehir'de doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Eskişehir'de tamamladım. 1996 yılında Ankara Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi' ne girdim. 2000 yılında fakülteden mezun oldum. Evli ve bir çocuk annesiyim. 2001-2005 yılların arasında kamu eczacısı olarak görev yaptım. Şu anda Ocak Eczanesinde hizmet vermekteyim. Ecz. Meral TOPÇUOĞLU

OCAK ECZANESİ Kanuni Mah. Milcan Cad. No:2 KAHRAMANMARAŞ

04 Ocak 1982 Pazarcık doğumluyum. 1989 yılında anne ve babamın işinden dolayı İskenderun' a taşındık. İlkokulu İskenderun Namık Kemal İlkokulunda, ortaokulu İskenderun İstiklal Makzume Anadolu Lisesinde okudum. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi' ni kazandım ve 2005 yılında buradan mezun oldum. Şu anda Ortaş Eczanesinde hizmet vermekteyim. Ecz. Halil Volkan ORTAŞ.

ORTAŞ ECZANESİ İsa Divanlı Mah. Şeyhadil Cad. Elif Hanım Apt. No: 47 KAHRAMANMARAŞ

1982 yılında Kahramanmaraş ilinde doğdum. İlkokulu Fatih İlköğretim okulunda okudum. Ortaokul ve liseyi Çukurova Elektrik Anadolu Lisesi' nde okudum. Üniversiteyi Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde bitirdim. Şuan da Yasemin Eczanesinde hizmet vermekteyim. Ecz. Yasemin SAĞOCAK.

YASEMİN ECZANESİ Yusuflar Mah. Tekke Cad. 36 / B KAHRAMANMARAŞ


ECZA KOOPERATİFLERİNE BİR BAKIŞ..
Türkiye 'de Ecza kooperatifçiliği 1979 yılında başladı. Bu yapılanmanın altında ekonomik koşulların çok kötü olduğu bir dönemde ;eczacıların dışında gelişen tüm olumsuz şartları doğrudan doğruya eczacıya yansıtan bir sistemin dayatmacı ve sorumsuz tavrına verilen tepki yatmaktadır. Eczacı ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamak, eczane ve ilaç sektörünün sağlıklı oluşmasına katkıda bulunmak,ortakları olan eczacıların hak ve çıkarlarını korumak maksadıyla kooperatiflerin sayıları on yıl içerisinde 10'a ulaşmıştır. 12 Ocak 1989 yılında ise bölgesel faaliyet gösteren ecza kooperatiflerinin güçlerini bir araya getirerek tüm eczacılar üretim, temin, dağıtım kooperatifleri birliği' ni kurmuşlardır. (TEKB)
Kooperatifleri diğer işletmelerden yani depolardan ayıran özellikler vardır. Bunlardan en önemlisi; eczacıların eşit katılımı ile oluşturdukları ekonomik meslek örgütü olmalarıdır. Açık yapılanmaları vardır ve gönüllü ortaklıklardır. Demokratik yönetilirler ve denetleme prensipleri vardır. Tüm ortaklarına eşit ve mümkün olduğunca maliyetine hizmet verirler. Gelir gider farkı risturn olarak dağıtılır.Bunların yanı sıra örgütsel bağımsızlıkları vardır.
Bölgemizde şu an faaliyet gösteren bir ecza kooperatifi bulunmamaktadır. Geçmiş yıllarda kısa bir süre faaliyet gösteren AYEK ecza kooperatifinin kapanması ile ortaklarının zarar görmesi bir çok eczacıda kötü bir izlenim bırakmış ve kooperatiflere karşı eczacıları temkinli yaklaşır hale getirmiştir.
Her ne kadar daha önce eczacılarımız ecza kooperatifleri ile kötü bir tecrübe yaşadıysa da, gittikçe büyüyen tekellere karşı ancak kooperatifler sayesinde oluşturacağımız birlik ve dayanışmayla ayakta kalabileceğimiz kanaatindeyiz.

ARTIK ECZACILARIN DA LOGOSU VAR..
Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Sevim Evraosoğlu, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Resim Bölümü Başkanı Adnan Tepecik, TEB Saymanı Ekrem Eşkinat, TEB Merkez Heyeti Üyesi Nüket Tartan, ressam Saadet Gözde ve mimar Tuğrul Agun'dan oluşan seçici kurul, 96 yarışmacının yaklaşık 1200'ü bulan tasarımını değerlendirdi.
Değerlendirme sonunda, kırmızı çerçeve içinde, beyaz zemin üzerinde kırmızı ''E'' harfi içeren, Kutlu Gürelli'nin tasarımı birinciliğe layık görüldü. Bu tasarım, TEB Merkez Heyeti'nin kararıyla bundan böyle Türkiye'deki tüm eczanelerde logo olarak kullanılacak.
Logoda, nöbetçi eczane ile nöbetçi olmayan eczaneyi birbirinden ayıran ışık efektleri de kullanılacak.
Özellikle Avrupa ülkelerinde sık kullanılan standart eczane logosu ile vatandaşlar girdiği bir sokakta eczane olduğunu kolaylıkla anlayacak.
Bu logo ile eczanenin eczane olduğu anlaşılacak. İsteyen eczacı, logonun yanı sıra tabela kirliliği yaratmamak koşuluyla eczane ismini de kullanabilecek.
İlimizde de Doğa Eczanesi ve Ayşegül Eczanesi logoyu ilk kullanan öncü eczanelerimizden.


VİTİLİGO
TANIMI NEDİR ?
Deriye rengini veren melanosit dediğimiz hücrelerin yıkımı ile seyreden ve deride piğmentasyon kaybı ile (beyazlaşmalar) sonuçlanan bir hastalıktır.
SEBEBİ NEDİR ?
Dünyada yaygın rastlanan, her iki cinside eşit tutan ve her yaşta görülebilen bu hastalığın henüz sebebi bilinmemektedir.
FARKLI KLİNİK TİPLERİ VAR MI?
Yaygınlığına göre, tutulan alanlara göre lokalize, lip-top, segmental, vitiligo gibi isimler alabilmektedir. Bunların tedavi yaklaşımıda farklı olmaktadır. Uzun süre lokal kalabilen hastalık ağır stres gibi durumlarda aktive olabilir ve yayılabilir.
BULAŞICI MIDIR ?
Hayır
EŞLİK EDEN HASTALIKLAR VAR MI ?
Bazen alopesi (kısmi saç dökülmesi), psöriasis gibi diğer kronik dermatolojik hastalıklar, pernisiyüz anemi, diyabet, tiroid bozuklukları… v.b durumlar da eşlik edebilmektedir. Bu açıdan her hasta taranmalı ve hastalıklar aranmalıdır. Hastalarda anksite ve depresyona da sık rastlanmaktadır.
HASTALIĞI NE GİBİ FAKTÖRLER ARTIRABİLİR ?
Özellikle sıkıntı, stres, ateşli hastalıklar, güneş ışığı artışa neden olabilir. Mutlaka bir psikiyatrisle de görüşülmelidir.
GÜNEŞTEN KORUNMA GEREKİR Mİ ?
Güneş ışığı vitiligo lezyonlarını artırabileceği gibi beyaz alanların direkt yanmasına veya çevre dokunun koyulaşarak lezyonların daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bu yüzden kesinlikle yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu losyon/krem kullanılmalıdır.
VİTİLİGO NASIL GELİŞİR ?
Hastalığın seyri ve kişiden kişiye değişir. Açık tenli kişiler, ya vitiligolu olanlar ile normal deri arasındaki renk farkını diret fark eder ya da bronzlaşmanın ardından fark edilir. Esmer kişiler vitiligo yıl boyunca daha kolay fark edilir. Yaygın vitiligo, bazen tüm vücutta pigment kaybı yapabilir. Ne kadar pigment kaybı olacağını önceden kestirmek zordur. Tipik vitiligo, süt beyazı alanlarda kendini gösterir. Pigment kaybının derecesi her vitiligo plajında farklı olabilir. Vitiligo alanında pigment gölgeleri veya alnın etrafında koyu renkli halka olabilir.
Vitiligo hastalarında deri renginin kendiliğinden geri dönmesi nadirdir. Artık vitiligosu olmayacağına inanan hastalar, aslında tüm pigmentleri kaybetmişlerdir ve derilerinde zıtlık oluşturan alan kalmamıştır. Vücutlarında tek renk vardır ancak vitiligoları devam eder.
NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
Bazen vitiligo için en iyi tedavi; hiç tedavi etmemektir. Açık renkli kişilerde bronzlaşmaktan kaçınmak, deride zıtlık oluşmasını önler. Vitiligolu alanın güneşe olan doğal savunması kaybolmuştur. Bu alanlarda kolaylıkla güneş yanığı gelişebilir. Bu yüzden en az 15 faktörlü bir güneş koruyucu kullanılmalıdır. Güneşten olabildiğince kaçınılmalıdır. Vitiligoyu makyaj veya boyayla örtmek güvenli ve kolay bir yöntemdir. Suya dayanıklı kozmetikler, hemen hemen her deri tipi için mevcuttur. Bunlar dihidroksiaseton denen bir kimyasal madde içerirler ve deriye bronz renk alabilmek için melanositlere gerek duymazlar. Bu ajanlar da yavaş yavaş silinirler ve hastalığı iyileştirmezler. Sadece görünümü düzeltirler. Dövmeler de küçük vitiligo plajında mikropigmentasyonla yardımcı olabilirler.
Repigmentasyon Tedavisi
1- Tropikal Kortikosteroid: Kortikosteroid içeren kremler, küçük vitiligolu alanların renginin geri dönmesinde etkilidir. Bu yöntem, diğer tedavilerle birlikte de uygulanabilir. Ancak bu ajanların, deriyi inceltme gibi yan etkileri vardır ve doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
2- PUVA Tedavisi: Psoralen adında bir ajan kullanılır. Bu ajan, deriyi ışığa duyarlı kılar. Ardından deri, özel bir tip UV ışığına maruz bırakılır. Özel bir tıbbi donanım gerekir. Eğer vitiligo sınırlı bir alandaysa UVA tedavisinden önce psoralen sadece deriye uygulanabilir. Ancak genellikle hap olarak ağızdan verilir. PUVA ile tedavide yüz, gövde, kol ve bacakların gövdeye bakan kısımlarında eski deri renginin kazanılma ihtimali %50-70'tir. El ve ayaklar zayıf cevap verir. Genellikle 1yıl boyunca haftada 2 kez tedavi edilir. PUVA'nın güneş yanığına benzer reaksiyon oluşturmasına sık rastlanır. Uzun dönemde kullanıldığında deride çillenme görülebilir ve deri kanseri riski artar. Psoralen, gözleri de ışığa daha duyarlı kıldığı için UVA bloke edici güneş gözlüğü gün batımına kadar kullanılmalıdır. Böylelikle katarakt oluşumu riski azalır. PUVA, 12 yaşın altındaki çocuklarda, gebelerde, süt emziren annelerde veya belli bazı durumlarda(ilaç kullanımı, hastalık) uygulanmaz.
3-Greftleme: Normal deri alanının vitigolu alana transfer sadece belli bazı merkezlerde ve bir grup hastada yapılabilir. Genellikle tedavi edilen alanlarda renk tamamen geri dönmez.
4-Depigmentasyon Tedavisi: Vitiligosu çok yaygın hastalar için en pratik yöntem, kalan pigmente alanın açılıp tüm vücuda aynı rengin kazandırılmasıdır. Bu hidrokinonların monobenzil eter formu ile sağlanabilir. Bu tedavi yaklaşık 1 yıl alır. Sonuç kalıcıdır.
                                                                 Hazırlayan : Ecz. Serdar AVŞAR

 
 
KAHRAMANMARAŞ ECZACI ODASI
© Kahramanmaraş Eczacı Odası. Tel : 0 (344) 216 26 25 - 27 - 28 E-Posta : info@kahramanmaraseo.org
Web Dizayn : Kuzey Interactive